Şahin Çimi |

Mutlu Olmak İstiyorsan Salak Ol.. Ciddiyim..

Mutlu Olmak İstiyorsan Salak Ol.. Ciddiyim..

Küçükken, Babam  salak derdi bana.. Halada öyle der.. Annem ise Paşam diye severdi. Canını sıkmadığım zamanlar hala öyle sever.Yıllar boyunca elbette annemin seviş tarzı hoşuma gitti(paşa olma imkanım yoktu, şimdi üste para verip yapsalar istemem o ayrı konu) Kendimi paşa olarak gördüm.Paşa gibi yaşadım. Çok sonraları ise.. Yaşım Kemale erince.. Babamın tarzı daha çok hoşuma gitmeye başladı.Hatta artık salaklığı bir yaşam stili olarak benimsemek istiyorum.

Sebeplerim vardı. Zeki olmak, her şeyi bilmek (ee hadi bende itiraf ediyorum Ukalalık), herkes gibi düşünmemek, bir şeyi kralı da dese, “İNANMADAN EVVEL TESPİT İLE BİR DENE, KENDİN TECRÜBE ETMEDEN BU TAMAM DEME” düsturuna bağlı yaşayışım, manevi olarak beni göklerde uçursa da, maddi olarak hep süründürdü. Yaşım 37 girerken, itiraf ediyorum ki; bir  belki iki tane gerçek dost edinebildim. Bu yaşıma kadar arkadaşlık ettiğim, aynı ortamda bulunduğum, aynı mekanı bir müddet paylaştığım insanların neredeyse tamamı ile sonradan düşman oldum. Şu an beni ellerine geçirseler bir kaşık suda boğacak, yada benimle yağmurlu havada, ben susuzluktan ölürken karşılaşsalar, bir damla su vermeyecek en az  1000  kişiyi isim isim sayabilirim.Bu durum beni uzun müddet hiç rahatsız etmedi. Çünkü manevi olarak çok mutluydum. Keza araştırmadan inanmak, bana ve yaşadığım topluma  fikir, bilim, ilim bağlamında bir getirisi olmayan işlerle uğraşıp gereksiz tiplere kendimi sevdirmektense, araştırarak, kendim tecrübe ederek, tespit ile deneyerek öğrendiğim şekilde yaşamak ve beni böyle seven az dost edinmek tercih ettim.

Bu yaşayış şeklim, yukarıda da dediğim gibi, beni manevi olarak uçursa da, maddi bağlamda hep süründürdü. Çünkü bu yaşayış şeklim, girdiğim ortamların neredeyse -hatta neredeyse yi geçelim- hepsinde beni istenmeyen adam ilan ettirdi. Sohbet ortamlarında, herhangi bir konu hakkında tartışırken, haklısın, doğrusun, dediğine yüzde yüz katılıyorum diyenler bile, iş pratiğe gelince, çıkarlarına ters düştüğü için düşmanım oldular. Yukarı da dediğim gibi, yaşım Kemale erince bu beni rahatsız etmeye başladı. Artık genç değildim ve canım sıkılınca mekan değiştiremiyordum. Düşünmeye başladım. Nerede hata yapıyordum ki, böyle oluyordu? Hayatta en sevdiğim şey kendimi eleştirmektir. Kendi zaaflarımı itiraf edebilmektir. Belli Başlı Hatalarımı ve Belli Başlı Yaşama Prensiplerimi alt alta yazdım.

Bunları alt alta yazdıktan sonra oturup düşündüm. Hata nerdeydi? Zaaflarıma baktım. Zaaflarım dostsuz kalmam için, istenmeyen adam ilan edilmem için yeterli sebepler olamazdı. Çünkü o zaafların 1000  katı zaafları olan ama her tarafı seven ve dost kaynayan bir sürü dallama tanıyordum. O zaman hata prensiplerimde miydi? Uzun uzun düşündükten sonra ona da hayır cevabını verdim.

Hata salak olmamamdı.. Okuduğum bir kitaptaki bir söz ve  bir hikaye beni kendime getirdi.. Sizler için alıntı yaparak veriyorum..

SÖZ: KÖRLER ÜLKESİNDE GÖRMEK HASTALIKTIR..

Hikaye: Zamanın birinde Çin de çok zeki akıllı bir imparator yaşarmış.Onun zekası ve aklı sayesinde tüm ülke çok zenginmiş. En ufak bir sorunları yokmuş.. Ülkenin karşılaştığı her sorunu zekasıyla çözen imparator sayesinde refah içinde yaşayıp gidiyorlarmış.. Ta ki günün birinde büyük yağmur başlayıncaya kadar.. Öyle bir yağmur yağmaya başlamış ki ülkeye her tarafı sel götürmüş.. İmparator yine aklını  kullanarak gerekli tedbirleri aldırmış ve sel baskınlarını önlemiş.. Ülke bu felaketten  tek can vermeden kurtulmuş.. Ama asıl sorunun farkına o zaman varmışlar. Ülkenin bütün su kaynakları o yağmur suyuyla dolmuş ve o suyun bir özelliği varmış. İçen anında aklını kaybedip deli oluyormuş. Olayın farkına varınca imparator hemen bir emir yayınlamış. Kimse suyu içmesin diye.. Ama susuzluk nereye kadar.. Halk bir gün iki gün derken, başlamış içmeye.. Aradan haftalar geçmiş.. Ülkede suyu içmeyip te aklı başında kalan bir kişi kalmamış.. Sadece saraydaki İmparator ve çevresi kalmış.. Onlar depolardaki eski suyla idare ediyorlarmış. Bu arada aklını yitirip deli olan halk saray etrafına gelip bu aklı başında kalan saray yaşayanlarına “deliler deliler, sizler delisiniz” diye alay etmeye başlamışlar..Ama hepsi o kadar mutluymuş ki.. Çünkü deli olmuşlar ve aklı olmayan insanın üzülecek bir şeyi olmadığı için dertleri yokmuş. İmparator ümitsizce çare arayışınaymış. Saraydaki tüm vezirlerine, hocalarına, doktorlarına danışmış.. Kimse bu suyun deli ettiği insanları  tekrar aklına kavuşturacak çözümü bulamamış. En sonunda imparator tüm saray halkını huzuruna toplamış. Dışarıdan o içeni deli eden sudan getirtmiş.. Ve Son emrini vermiş.. “Tüm halkın deli olduğu bir ülkede bizlerin akıllı kalması bir fayda getirmez.. İçin şu suyu”  Ve ilk kendi içmiş.. Sonrada tüm saray halkı.. O an onlarda akıllarını kaybedip halkın arasına karışmışlar.. Mutlu olmuşlar..

Bu söz ve bu hikayeyi okuduktan sonra dostsuz kalma ve mutsuz olma sebebimi buldum.. Çok bilmenin, düşünmenin, fikir sahibi olmanın değerli olabilmesi için yaşadığın toplumun yüzde  elliden fazlasının öyle olması gerekiyor. Yoksa bunların bir kıymeti kalmıyor.. Hele hele bizim ülkemiz gibi, yapılan işin iyi ve yapıcı olmasının değil de, işi kimin yaptığının önemli olduğu bir ülkede.. Cık… Akıllı olmak akıl işi  değil..Artık karar verdim. babamın yıllar önce bana biçtiği salaklık kılıfına gireceğim.. Artık bende mutlu olmak istiyorum….

Demek ki babam yıllar önce anlamış nasıl mutlu olunur ve bana mesaj vermiş. Geçte olsa anladım şükürler olsun. Artık babamın sözünden çıkmayacağım..  Bu vesile ile hayatımın bu anına kadar bir şekilde kazandığım tüm düşmanlarıma bir çağrı yapıyorum:

Sevgili Düşmanlarım.. Şu an itibari ile futbol ile ilgilenmeye başladım. Yakında tüm Avrupa takımlarının kadrosunu isim isim hatta baba ana ismi de dahil sayabilir duruma geleceğim,  Kitap-Gazete okumayı bıraktım, TV de haber de seyretmeyeceğim artık, En büyük Fener.. Vatan millet de Sakarya bundan sonra.. Bilgisayar ile teknik olarak ilgilenmeyi, tarih okumayı da bıraktım. Artık İki büyük TV kanalında ne derlerse sabah ona inanmaya başlayacağım.  ARTIK BENİ SEVEBİLİRSİNİZ.. BENDE SALAĞIM ARTIK..

Ah baba ah.. Sen ne büyük adamsın.. Yıllar önce senin bana biçtiğin kılıfa girip salak olsaydım keşke..Her dediğin çıkıyor. Bak Buda çıktı… 10 sene Önce deselerdi ki sen BEN SALAĞIM yazacaksın.. Cinayet çıkardı.. Bak oda oldu..Ne yaparsın.. Artık bende mutlu olmak istiyorum..Getirin Lan Şu Suyu.!!!

Şahin Çimi

Bu Yazı  Şu Ana Kadar   154   Kere Okundu

Tags: , , , , , ,

1 Yorum Var “Mutlu Olmak İstiyorsan Salak Ol.. Ciddiyim..”

  1. xx diyor ki:

    Şahin yazın hoşuma gitti.Güldüm.

Yorum Kapalı

Giriş